Altnyurtlu milli voleybolcu SELİM ÇAVUŞOĞLU yakalandığı amansız hastalığa yenik düşerek vefat etti. Altınyurt ve voleybol dünyasını yasa boğan Selim Çavuşoğlu'nun cenazesi. 07.01.2019 Pazartesi günü Altunizade camii'nden öğle namazına müteakip kaldırılacaktır.
Altnyurtlu milli voleybolcu SELİM ÇAVUŞOĞLU yakalandığı amansız hastalığa yenik düşerek vefat etti. Altıyurt ve voleybol düyasını yasa boğan Selim Çavuşoğlu'nun cenazesi. 07.01.2019 Pazartesi günü Altunizade camii'nden öğle namazına müteakip kaldırılacaktır. Önde oturanlar: )Dünya Baltacıoğlu, Şükrü Yengil, Selim Çavuşoğlu (3)
5 Ekim 1952 tarihinde İstanbul’da doğdu. Voleybola Altınyurt Spor Kulübü’nde başladı. 1966-1977 yılları arasında Altınyurt, 1977-1978 sezonunda Vinylex ve daha sonra da AEG Eti takımlarında oynadı.
Çavuşoğlu, 1971-1972 yıllarında genç milli ve 1974-1975 yıllarında da A milli takım formasını giydi.
Selim Çavuşoğlu ile ilgili Türkiye'nin önemli antrenörü ve edebiyatçısı Memet Fuat Bengü'nün yazdıklarını oğlu milli pasör Kenen Bengü facebook'ta şöyle paylaşmış:
Çok pasör yetiştirdim. Bence çağdaş voleybolda pasörlerin özel bir yeri vardır. Onun için de eğitilmeleri uzun sürer. Yetiştirdiğim pasörlerin büyük çoğunluğu karmalara, genç milli takımlara çağrıldılar, ama yalnız ikisi A milli takıma yükselebildi: Selim Çavuşoğlu ile Kenan Bengü.
Selim antrenörlüğümün çıraklık döneminde yetiştirdiğim bir pasördü; Kenan, ustalık döneminde.
İkisi de çok başarılıydılar. Ama Kenan'ın voleybol anlayışı bütünüyle benim etkimdeydi, oyunu benim gibi çözümler, benim gibi düşünürdü.
Birlikte çalışmaya başladığımız günlerde Selim voleybolu benden daha iyi biliyordu. St. Joseph'liydi. Solak bir başsmaçördü. Sol kolunu omuzundan aşağı doğru bırakır, sanki sol elinde ağır bir şey, bir balyoz varmış gibi yana yatık dururdu. Altınyurt genç takımı olarak lige hazırlanan takımda her hareketi en iyi o yapıyordu: Servis, manşet, smaç, blok, pas. Evet, en iyi pas atan da o idi.
Bir antrenör bulunana kadar takımı ben çalıştırmak zorunda kalmıştım. Aslında voleybol şubesinin yöneticisiydim. Antrenörlükle ilgim yoktu. Oyunun özelliklerini öğrenmek için Amerika'dan getirttiğim bir kitabı okuyordum harıl harıl.
Baktım, takımdaki çocuklardan hiçbiri pas atmak, pasör olmak istemiyor.
O yıllarda arkadan pasör kaçırılmıyor. Pasörler önde. Hiç smaç vurma olanakları yok. Herkes de smaç vurmak istiyor.
İyi de, hiç kimse pas atmazsa nasıl smaç vurulacak!
"Bir numaraya, servis köşesine gelen herkes pasör kaçacak," dedim.
Yani herkes bir pozisyon arkadan fileye gelip pas atacak.
Aslında görülmüş şey değil. Bir türlü olmuyor. Ama çaresiziz.
Selim arkadan kaçıp pas atınca oluyor, ama ötekilerin bir içeri, bir dışarı, bir alçak, bir yüksek paslarına kimse vuramıyor. Derken, baktım, Selim arka ortadan da kaçmaya başladı, kendi isteğiyle, arkadaşlarını, "Sen şöyle dur, sen şöyle," diye yerleştirip fileye giriyor.
Böylece "Çağdaş voleybolun ilk pasörü"ne doğru yola çıkılmış oldu.
Kaynak: http://www.kenanbengu.com/hakkinda-yazilanlar/mehmet-bengu/
Mekanı cennet olsun ????????????





