KISKANÇ TOPLUM…
Türkiye’den
bahsediyorum.
Futbolda genç Arda Güler’i insafsızca eleştirenlere lafım:
Arda artık Fenerbahçe’yi değil, Türkiye’yi temsil ediyor. Bırakın bu saçma
GS–FB düşmanlığını.
ABD’den gelip anne ve babasıyla BJK–GS basket maçına giden
Alperen’i insafsızca eleştirenlere de lafım var: “Şımarmış”, “giydiği yeşil
pantolona bak” gibi yorumlar yapılıyor. Allah’tan İtalya’daki maçlara
bakmıyorlar, yoksa voleybolun göz bebeği Efe Mandıracı’ya da laf ederlerdi.
Neden biz kendi değerlerimizi sevmiyoruz, neden
kıskanıyoruz?
Şu anda Kadın Milli Takımı’nda jenerasyon değişikliği
yapılıyor. Santarelli’nin işi çok zor, çünkü gençler kendi takımlarında bile
oynamıyorlar. Milli takım oyuncu yetiştirme yeri değildir, ama maalesef şartlar
bunu gerektiriyor. Doğru bir hamle.
38 yaşındaki Eda’yla nereye kadar? Artık ilerlemesi durmuş
Aslı’yla nereye kadar? Milli takım, toplama bir takımdır; kulüplerinde iyi
oynayan (maalesef çoğu oynamıyor ya da az oynuyor) oyuncuların kaynaşmasını
sağlar. Ama bizim takımda aynı zamanda yetiştirme görevi de var. Bol bol özel
maçlara, turnuvalara ihtiyaç var.
İşte burada sosyal medyanın acımasız ve cahil tarafı devreye
giriyor: “manşet zayıf”, “blok zayıf” gibi yorumlar… Kıskançlık ve küstahlık
kötüdür. Kızlarımıza sahip çıkalım.
Ama duyduğuma göre yabancı sayısı artacakmış. İşte iyi giden
kadın voleybolunun sonu geliyor. Zaten Türkiye, oyuncu yetiştirme yerine
dönüşmüş durumda. Üstüne bir de devşirmeler ekleniyor.
Türk oyuncuların daha fazla oynaması için bir şeyler
yapılmalı. Menajerler daha fazla para kazansın diye kulüpler zor duruma
sokulmamalı.
Voleybol kolay gibi görünen ama çok zor bir spordur.
Voleybolcu oynayarak gelişir, oturarak değil.
Genç voleybolculara transferlerde yardımcı olacak bir merci,
bir büro, bir bilen, bir psikolog, bir abla olmalı ki bu oyuncular doğru
yönlendirilsin. Fakir bir aileden geliyorsa, doğal olarak fazla para veren
kulübü seçecektir. Ama genç yaşta önemli olan para mı, yoksa oynayarak gelişmek
ve tecrübe kazanmak mı?
Hiçbir kurs, eğitim, seminer görmeden, belki de hayatı
boyunca voleybol topunu görmeden, hasbelkader parasıyla ya da koltuğuyla
idareci olmuş kişiler maalesef transferde çok hata yapıyorlar.
Genç sporculara önem verilmeli, yaşlılara değil.
Ben federasyon başkanı olsam, belli bir yaştan sonra
oyuncuların Sultanlar ve Efeler Ligi’nde oynamasına izin vermem.
Nasıl olsa anayasaya ve insan haklarına uyan yok bu zamanda…
Avrupa Şampiyonası oldu, ilk gün tribünler boştu. Çağırsana
Anadolu’dan antrenörleri, gelsinler izlesinler. Turnuva bitince bir brifing
yapılsın, açık oturum olsun, beyin fırtınası yapılsın. Antrenörler tartışsın,
bilgi alışverişi olsun.
Ben yabancı antrenörü niye sevmem? Çünkü Türk oyuncuların
yetişmesinde öncelikleri yoktur. Artık yardımcı antrenörleri bile yabancı
yapmaya başladılar. Sorsan “utanmıyoruz” derler.
Yakında altyapı antrenörleri de yabancı olacak. Seyirciler
de yabancı olsun bari…
85 milyondan oyuncu yetiştirelim, yabancılara muhtaç
olmayalım.
Bak eskiye: Gamova, Sokolova… Şimdi Markova… Hepsi Moskova…
Nasıl sulak bir ovaysa!