Yaz aylarının voleybol dolu geçmesini sağlayan Milletler
Ligi tüm hızıyla sürüyor.
Kadınlar ve erkeklerde iki
hafta geride kaldı. Bu ay yani Temmuz içinde
yapılacak 3. Etap müsabakalar sonunda 8 takım çeyrek finale
yükselecek.
Sultanlarda bir sorun yaşanmayacak. Efeler’in nerede olacağı
son haftaya kaldı. Gerçi geçen yıla oranla (Üç galibiyetle kapatmıştık) daha
iyi sonuçlara imza atıyoruz. Şimdiden 2 haftada 5 galibiyet aldık 14 puan
topladık ve 7. sıradayız. Umarım bir adım daha yukarıya çıkarız.
Maçlara göz atmaya her zaman olduğu gibi kadınlarla
başlayalım.
İlk hafta sınavımıza Brezilya’da Dominik Cumhuriyeti ile
start verdik, 3-2 kazandık.
Sonra Hollanda’ya 0-3 kaybettik. Setleri birinci dışında
farklı verdik (23-25, 17-25, 18-25).
üçüncü maçımızda İtalya’ya da 1-3 mağlup olduk. Gerçi bir
set aldık ama diğer set sayıları çok farklıydı (15-25, 28-26, 19-25, 15-25).
Son gün Bulgaristan’ı 3-1 geçtik.
Böylece Brezilya etabını 2 galibiyet, 2 yenilgiyle kapatmış
olduk.
Genel bir yorum yapmak gerekiyorsa şunları söyleyebilirim:
Geçen ayki yazımda; “Geniş bir oyuncu grubu Milli Takıma
davet edildi. Bu kadronun içinde yer alan; ikinci takım mı desem, gençler mi
desem bilemedim, oluşturulan bir ekip İtalya da yapılan bir turnuvada önce
Polonya ile oynadı ve 3-2 kazandı. Sonra İtalya’ya 1-3, Sırbistan’a 1-3
kaybetti. Ayni oyuncularla Brezilya da Milletler Ligi’nin ilk haftasında
mücadele edeceğiz. Bakalım nasıl bir sonuç alacağız?”
Neticede bu bölümü iki
galibiyet, iki yenilgiyle kapatmış olduk.
Gençlerin hata yapma korkusu, yaşı 27-28 civarında olanların
sezon içinde devamlı oynamamalarının getirdiği tutukluk, 4 maçta da kendini
fazlarıyla gösterdi. Özellikle servis atmadaki tedirginlik çok belirgindi.
Düşünün, 3-2’lik Dominik karşılaşmasında 5 servis kaçırdık
(iki sayı aldık).
Hollanda maçında iki servis kaçtı (bir sayı kazandık),
İtalya mücadelesinde 10, Bulgaristan karşısında ise 4 kaçan servisimiz var.
Diyeceksiniz ki; daha ne istiyorsun. Bu kadar az servis
kaçmış. Bunu da sorun mu yapıyorsun?
Korkarak servis atarsan, kaçırmazsın. Doğru. Ama rakibi
oyundan düşürmenin en önemli adımı servis değil mi?
Neyse bu arada beni en çok mutlu eden bloklar oldu. Dominik
karşısında 15, Hollanda önünde 7, İtalya’ya karşı 6 ve Bulgaristan
mücadelesinde 14 blok sayısı kazandık. Yani 2 galibiyet, 2 yenilgi sonrası
oynanan 16 sette Toplam 42 blok.
Ankara’da as oyuncuların yer aldığı ikinci haftada ki blok
sayılarını da vereyim karşılaştırmayı siz yapın:
4 maçın hepsini kazandık. Belçika maçı 5, Fransa 7, Almanya
10, Çin 8.
Toplam 16 sette 30 blok. Fark: 12.
Evimiz de Zehra, Eda, Ebrar dışında as kadroyla oynadığımız
4 müsabakadan da galibiyetle ayrıldık.
İlk gün Belçika’yı 3-0 (iki seti 25-14, 25-13 gibi farklı
aldık), bir gün sonra da Fransa’yı da 3-0 ile geçtik. Almanya önünde 18-25,
24-26 ile 0-2 geriye düştük. Ne oluyor? Derken, toparlandık, 25-19, 25-22,
15-13 ile 3-2 bitirdik.
Akılda kalan İlkin’in son sette ki iyi performansıydı.
Çin engelini de 3-2 aşmayı başardık. Bu kez ilk sette
sahneye orta oyuncumuz Jack Kısal çıktı. 7 sayı ile setin en skoreri oldu. Bu
performans da pasör Elif’in katkısını da unutmamak gerekir.
25- 21 ile 1-0 öne geçtik. Sonra 26-28, 23-25’ lik setlerle
1-2 oldu. Hızlandık ve 25-16, 15-12 ile 3-2 kazandık.
Böylece iki haftayı 6 galibiyet, iki yenilgi, 15 puanla
bitirdik ve 6. sırayı yerleştik.
Şimdi sırada Japonya etabı var. Rakipler: Polonya, ABD,
Japonya, Tayland.
ERKEKLER SIKI GELİYOR
Erkeklere gelince; İlk sınavı Kanada’da verdik. ABD’ye 1-3
(20-25, 25-20, 20-25, 23-25) kaybettik.
İkinci gün iki olimpiyat şampiyonu Fransa’yı 3-0 (25-23,
27-25, 25-21) mağlup ettik. Servisten sayı (3-6) dışında tüm istatistiklerde
daha iyiydik.
İtalya mücadelesini seyredemedim. Onun için bir yorum
yapamıyorum.
Sonradan araştırdığımda, ilk sette, set sayısı servisi
kullanmışız ama olmamış 27-29. Sonra ortalarda görünmemişiz: 14-25. 20-25 ile
de 0-3 yenilmişiz.
Son gün ev sahibi Kanada’yı 3-2 yenmeyi başardık. İstatistik
veriler de; hücum yüzdesi dışında daha iyi bir performans sergiledik.
Ancak set sayıları pek iç açıcı değil. İlk seti 25-21
aldıktan sonra 17-25 verdik. 25-23 ile 2-1 öne geçtik ama sonra çok farklı
kaybettik: 14-25. Böyle bir setten sonra 15-8 ile maçı 3-2 noktalamak gerçekten
ilginç oldu.
İkinci hafta Polonya’da ilk sınavı Çin karşısında verdik.
3-0 kazandık. Hem de setleri farklı alarak (25-16, 25-19,
25-21). Bu arada servisten 6, bloktan 13 sayı kazanmamız da güzeldi.
Sonra ev sahibiyle kora kor bir mücadele verdik ama 2-3
(28-26, 19-25, 21-25, 25-19, 11-15) mağlup olduk.
Arjantin maçı çok ilginç anlara sahne oldu. İlk iki sette ki
durgunluk. Hatalardan bir türlü sıyrılamamak bize pahalıya patladı ve 0-2
(19-25, 21-25) geriye düştük. Toparlandık ve 2-2’yi (25-21, 25-18) bulduk.
5. Seti anlatmak gerçekten zor. 3-0 girdik. 7-7 de
yakalandık. Hatta 1 sayı da geriye düştük: 7-8. 11-10 öndeyiz. Ne var ki üst
üste 4 sayı verdik: 11-14. Maç gitti diye düşünürken Efe’nin etkili servisleri
bizi adeta diriltti: 15-14. Ve 18-16 ile noktayı koyduk.
Sonuç kadar ilginç olan, 12 sporcumuzun da oynaması ve katkı
vermesiydi (bir libero 11oyuncu).
Bloklarda 11-8, servislerde 7-4’lük üstünlüğümüz vardı.
Bu arada orta oyuncumuz Bedirhan için ayrı bir parantez
açmak gerekiyor.
18 sayıyla (12 hücum, 6 blok) ekibimizin en skoreri oldu.
Belçika engelini de 3-0 (26-24, 26-24, 25-17) aştık.
Arjantin karşılaşmasında olduğu gibi yine 12 sporcuyla
oynadık. Kenardan gelen oyuncuların katkısı yine çok fazlaydı.
Şimdi sırada Sırbistan etabı var. Rakipler; ev sahibi
Sırbistan, Ukrayna, Slovenya, İran.